Bu konuda en yaygın yanılgı şu bir dairede çalışırken ev sahibi bana şunu sordu: “Boyadan önce kitaplığı mı koyalım, sonra mı?” Basit bir lojistik soru gibi görünüyordu. Ama aslında arkasında bambaşka bir sorun yatıyordu. Kitaplığın nereye gideceğini, ne kadar yer kaplayacağını, duvara mı monte edileceğini yoksa zemine mi oturacağını henüz bilmiyordu. Boya planı da ona göre değişecekti.
Kitaplık modelleri seçerken çoğu kişi yanlış sorudan başlıyor. “Hangi model güzel görünür?” değil, “Bu duvar ne taşıyabilir?” sorusu asıl soru.
Duvara monte mi, zemine oturan mı?
Bu ikisi arasındaki fark sanıldığından büyük. Duvara monteli, yani flotant kitaplıklar hem zemin temizliğini kolaylaştırır hem de odayı görsel olarak hafifletir. Ama burada bir sınır var: Ankara’nın eski apartman stoğunda, özellikle 1970-80 yapısı binalarda, alçı kaplı ya da ince tuğla duvarlara ağır yük asmak riskli. Bunu bana söyleyen bir mimar değil, yıllar içinde sökülen rafların bıraktığı izler.
Zemine oturan modeller daha sabittir. Tavan yüksekliğini kullanan, yerden tavana uzanan kitaplıklar özellikle dar ve uzun odalarda duvarı genişlemiş gibi gösterir. Gerçeği şu bu format benim en çok önerdiğim model. Hem depolama alanı maksimuma çıkıyor hem de oda orantısı düzeliyor.
Modüler sistemler bir çözüm mü, yoksa pazarlama mı?
Aslında öyle değil. Modüler kitaplık sistemleri gerçekten işlevsel. Ama yalnızca doğru bağlamda. Eğer eviniz kira ve her iki yılda bir taşınıyorsanız, modüler bir sistem mantıklı çünkü sökülüp kurulabilir. Sabit bir evde yaşıyorsanız ve duvar zaten uygunsa, yerden tavana ahşap şasi üzerine yapılmış sabit bir çözüm hem daha sağlam hem de uzun vadede daha ekonomik.
Modüler sistemlerin asıl sorunu şu: zamanla esneyip yamulabilen parçalardan oluşuyor, özellikle MDF yoğun kullanılan raflarda bu belirgin oluyor. Ağır kitap koleksiyonu taşıyacaksanız bunu göz önünde bulundurun.
Renk ve boya kararı kitaplıktan önce gelir
Boya badana işi yaptığım için bu konuya ayrıca değinmek istedim. Kitaplığın yerleşeceği duvarın rengi, kitaplık modelini doğrudan etkiliyor. Açık tonlu, mat bir duvar önüne koyu ahşap rengi kitaplık koyarsanız kontrast güçlü ama ağır bir görüntü çıkar. Tam tersi de çalışabilir, açık renkli kitaplık önüne derin bir aksan duvarı, Ankara’daki çalışmalarımızda bu kombinasyonun salon algısını nasıl dönüştürdüğünü bizzat gördüm.

Renk kararı ve mekan kurgusu arasındaki bu ilişkiyi daha ayrıntılı görmek isteyenler için açık plan mutfak salon boya fikirleri yazısında pratik örnekler var.
Köşe kitaplıkları ve L formları
Köşe kitaplıklar küçük odalarda sık başvurulan bir çözüm. Ama burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var: köşe bölümündeki raflar çoğunlukla erişimi zor ve ölü alan oluşturur. Bu bölümlere kitap koymak yerine dekoratif obje, bitki ya da nadiren kullanılan eşya koymak daha mantıklı.
L formu ise salon ve çalışma odası kombinasyonlarında hem görsel bir bölücü hem de depolama alanı işlevi görüyor. Tipik bir senaryo. Özellikle Keçiören ve Mamak’taki küçük dairelerde işlevsel bir ihtiyacı karşılıyor.
Gömme kitaplık mı yapalım?
Duvar nişine ya da alçı konstrüksiyona entegre edilmiş gömme kitaplıklar estetik açıdan güçlü bir seçenek. Ama bu karar tadilat planlamasının en başında alınmalı, sonradan ekleme neredeyse her zaman ya daha pahalıya çıkıyor ya da uzlaşmayla bitiyor. Gömme dolap modelleri ve ev içi düzenleme yazısında bu sürecin nasıl planlandığına dair ayrıntılar var, oradan başlayabilirsiniz. Mesela Polisan Plastik Mat bu kategoride sahada sık tercih ettiğimiz bir ürün. Bu süreçleri Ankara badana ustası olarak yıllardır yönetiyoruz.
Kitaplık kararını tadilat sırasına göre nereye yerleştireceğinizi bilmek istiyorsanız ev tadilat sırası rehberi bu soruyu doğrudan yanıtlıyor. Bu konuda Wikipedia boya sayfası kaynağı detaylı bilgi sunuyor.
Son olarak şunu söyleyeyim: kitaplık modeli seçimi büyük ölçüde mekanı yerinde görmeden çözülmez. Duvar kalınlığı, zemin tipi, ısıtma sisteminin konumu, doğal ışığın geldiği yön, bunların hepsini fotoğraftan okuyamazsınız. En iyi çözüm her zaman alanda kararlaştırılır.
