Müşterilerimden biri geçen yıl Çankaya’daki dairesini komple boyatırken şunu söyledi: “Japandi istiyorum ama ne istediğimi tam bilmiyorum, sadece sade olsun.” Açıkçası bu tanım, tarzı düşündüğümden daha iyi özetliyordu. Japandi tarzı dekorasyon, çoğu insanın zannettiği gibi sadece bej duvar ve ahşap zemin meselesi değil. İşin içine girince görüyorsunuz ki burada her karar, bir sonrakini doğrudan etkiliyor.
Japonca “ma” ve İskandinav “hygge” aynı evde buluştuğunda
Japandi, Japon minimalizmiyle İskandinav sadeliğinin birleşiminden doğuyor. Ama bu birleşim, iki estetiği üst üste yığmak değil. Japon estetiğinde boşluk bir anlam taşır. Bir köşenin boş bırakılması, o köşenin “nefes alması” demektir. İskandinav tarafında ise işlevsellik ön planda: bir nesne güzel olabilir, ama kullanışsızsa yeri yoktur. Bu iki yaklaşım yan yana geldiğinde ortaya çıkan şey, ne kadar az varsa o kadar çok hissettiren bir atmosfer oluyor.
Duvar rengi bu noktada her şeyi belirliyor.
Renk paleti: “bej” demek yetmez
Japandi dekorasyonunu uygulayan evlerin büyük çoğunluğunda duvarlar yanlış renge boyanıyor. “Bej” veya “krem” deyip geçildiğinde, aslında tarzın ruhundan uzaklaşılıyor. Japandi’nin doğru renk ailesi; gri-bej arası tonlar, soğuk beyazlar değil ılık beyazlar, mat toprak kahveleri ve çok az doygunlukta zeytin yeşili veya küllü mavi. Parlak, cıvıl renkler bu tarzla uzlaşmıyor. Siyah, dikkatli kullanıldığında aksanlarda yer bulabiliyor; ama ana duvar rengi olarak asla.
Ankara’da çalıştığımız projelerde en çok hata yapılan yer şurası: müşteri referans fotoğraf getiriyor, fotoğraftaki renk ekran ışığıyla çok daha sıcak görünüyor, biz de altta yatan pigmenti doğru analiz etmeden aynı tonu üretmeye çalışıyoruz. Sonuç ya çok sarıya kaçıyor ya da düz bir gri çıkıyor. Bu nedenle Japandi projesinde renk seçimini mutlaka gündüz ışığında ve o mekanda test ediyoruz. Yapay ışık altında karar vermek ciddi bir hata.
Mat boya burada tercih değil, zorunluluk. Yarı parlak veya saten yüzey, bu tarzın istediği o kuru, sade görünümü vurmuyor. Dekorasyon değişikliğiyle yaşam alanını tazelemek isteyenler için de bunu söylüyorum: sadece rengi değiştirmek yetmez, dokunun değişmesi gerekir.
Doku ve malzeme: göz yanılmasının tam tersi
Hayır, Japandi tarzı “sade görünümlü ama aslında ucuz” demek değil. Aksine bu tarz, her malzemenin kalitesini saklamak yerine öne çıkarıyor. Ham beton duvar dokusu, işlenmemiş ahşap, kaba dokulu keten kumaş, elle şekillendirilmiş seramik; bunların hepsinin ortak özelliği gerçek olmaları. Taklit malzeme bu tarzda hemen belli oluyor çünkü görsel gürültü ortadan kalkınca geriye kalan şeyin kalitesi çıplak gözle okunabiliyor.

Boya açısından şunu söyleyebilirim: dekoratif boya teknikleri bu tarzda yerini buluyor ama dikkatli kullanılması gerekiyor. İnce kireç efekti veya mineral bazlı boyalar, Japandi estetiğiyle iyi örtüşüyor çünkü elle yapılan hafif düzensizlik, makinenin veremeyeceği bir “nefes” katıyor duvara. Ama yanlış uygulandığında tabloya dönüşüyor, o da istenilen şeyin tam tersi. Açık plan alanlarda bu tür kararlar daha da kritik çünkü duvar, gözün önünden hiç çekilmiyor.
Hangi odalarda daha iyi çalışıyor?
Yatak odası ve oturma odası Japandi tarzını en kolay kaldıran mekânlar. Mutfakta uygulamak mümkün ama daha fazla disiplin istiyor çünkü mutfak doğası gereği fonksiyonel nesne yoğunluğuyla dolu bir yer. Her şeyi tezgâhın üzerinden kaldıramazsanız sadelik bozuluyor.
Her ay birkaç defa rastlıyorum. Müşteri tüm evi Japandi yapmak istiyor, ama çocuk odası, kalabalık bir mutfak veya küçük bir koridor devreye girdiğinde işin mantığı çözülüyor. Bu konuda burada genel bir kural koymak zor çünkü her daire farklı; yerinde bakılması gerekiyor. Filli Boya Momento gibi markaların ilgili serileri bu işte yardımcı oluyor.
Işık, aslında her şey
Japandi tarzında ışık tasarımı, mobilya seçiminden daha belirleyici. Doğal ışığı kesmeden içeri almak, yapay ışıkta ise sarı-tonlu ve difüz kaynaklar kullanmak bu tarzın can damarı. Kuzey cepheli, az pencereli bir dairede Japandi yapmak zordur; duvar rengi ne kadar doğru seçilirse seçilsin, ışık eksikliği tüm atmosferi söndürüyor. Bu konuda yerinde keşif için Ankara Komple Tadilat hizmetimizden faydalanabilirsiniz.
Ankara’nın güneşli günleri bu konuda avantaj sağlıyor ama Keçiören veya Etimesgut’taki bazı yüksek katlı apartmanlarda güney cephe bile bazı odalara yeterli ışık atmıyor. O durumlarda duvarda daha açık ton seçmek zorunda kalıyoruz ki bu da tarzın rengini biraz feda etmek anlamına geliyor. Bunu söylemek istiyorum: Japandi bir dogma değil, uyarlanması gereken bir yaklaşım.
İşi bitmek üzere olan biri için son bir not: boyayı bitirdikten sonra evin nasıl temizleneceği ve bakıma alınacağı da düşünülmeli. Boya sonrası temizlik sürecini doğru yönetmek, özellikle mat boyalı yüzeylerde, tarzın uzun ömürlü kalması için kritik.
