Her yıl aynı tablo tekrarlanıyor: Yabancı dergilerden çevrilmiş listeler, “bu sezon şu renk moda” haberleri ve insanların bu listelere bakarak evlerini boyatmak istemesi. Bana da geliyor bu müşteriler. Çankayadaki bir daire için geçen yıl “her yerde gördüm, terrakota yapalım” dedi biri. Yaptık. Altı ay sonra aradı, “başka bir şey deneyelim mi” dedi. Meselenin özü bu zaten.
Dekorasyon trendleri dediğimizde aslında iki farklı şeyden söz ediyoruz. Biri gerçekten uzun soluklu değişimler, yani birkaç yıldır tutarlı biçimde devam eden eğilimler. Diğeri ise sosyal medyada bir sezon parlayıp sönen anlık akımlar. Bu ikisini birbirinden ayırt etmeden karar verenler çoğunlukla pişman oluyor.
Şu an gerçekten hâkim olan eğilim nedir?
Sahada gördüğüm şu: İnsanlar artık duvarlarını tek düze boyatmak istemiyor. Çok renkli dekorasyon değil kastettiğim, tam tersi. Tek bir accent duvar seçip odada ağırlık noktası oluşturmak yaygınlaştı. Keçiören’den Bahçelievler’e kadar bu talebi farklı bütçelerde çok görüyoruz. Uygulama basit görünüyor ama hangi duvarın seçileceği, ışığın o yüzeye nasıl düştüğü ve boya dokusunun ne olacağı konusunda çoğu müşterinin ciddi bir ön araştırması yok.
Doğal pigmentler de gündemdeki yerini koruyor. Toprak tonları, yani açık kil, krem, soluk haki gibi renkler, kışın soğuk görünmeyecek şekilde uygulanabildiğinde çok başarılı sonuçlar veriyor. Yine de şunu net söylemeliyim: Kuzey cepheli, doğal ışığı az olan bir odada bu tonlar boğucu olabiliyor. Her oda için “trend olan rengi uygulayın” demek mümkün değil. Bu konuda yerinde değerlendirme şart.
Peki ya dekoratif boyalar?
Doğrusunu istersen bu alan çok yanlış anlaşılıyor.
Dekoratif boya uygulamaları (Ankara Marmorino, sıva efekti, metalik perdahlama gibi teknikler) yıllardır var. Trend değil, bir teknik kategori. Şu an popülerleşmesinin nedeni bu tekniklerin sosyal medyada iyi fotoğraflanması. Ama uygulama ciddi el becerisi istiyor ve maliyeti düz boyadan belirgin şekilde yüksek. Dekorasyon değişikliğini düşünenlerin önce bütçe gerçekliğini netleştirmesi lazım, sonra teknik seçim yapması.

Maalesef öyle olmuyor.: “Dekoratif boya pahalı ama değer” gibi genel bir önerme doğru değil. Hangi mekân, hangi kullanım amacı, kimin yapacağı belli olmadan bu kararı veremezsiniz.
Açık plan mekânlarda renk bütünlüğü meselesi
Mutfak-salon-koridor bütünleşik mekânlarda renk kararı vermek ayrı bir uzmanlık istiyor; bu alanda çok fazla hata görüyorum. Birden fazla yüzeyin hem birbirinden ayrışması hem de uyum içinde olması gerekiyor (bu denge sağlanamadığında en pahalı mobilya bile mekânı kurtarmıyor). Açık plan mekânlarda boya ve tasarım kararlarını ayrıca ele aldım, konuya özel düşünceler orada var.
Trendleri takip etmek ne zaman mantıklı?
Doğrusunu söylemek gerekirse şudur: Eğer evi satacaksanız ya da kira getirisini artırmaya çalışıyorsanız, trendin biraz gerisinde, geniş kitlelere hitap eden, nötr ama modern görünen bir palet seçmek daha akıllıca. Karşıma çok özgün bir renk paleti ile boyanmış, satışta bekleyen daireler geliyor. Alıcı o renkleri beğenmese de değiştirebilir ama ilk izlenimi geri alamazsınız. Mesela Polisan Plastik Mat bu kategoride sahada sık tercih ettiğimiz bir ürün. Daha kapsamlı bilgi için dekoratif boya uygulaması sayfasına göz atabilirsiniz.
Kendi oturduğunuz yer içinse kural basit: Eğer beş yıl önce de bu rengi seveceğinizi düşünüyorsanız, trende rağmen yapın. Düşünmüyorsanız, trendin kendisi de sizi kurtarmaz.
Boya ve dekorasyonda “şu an ne yapılıyor” sorusundan daha önemli soru şu: “Bu mekânda, bu kullanıcı için ne işe yarıyor?” Salon yenileme kararı verirken de bu sıralamayı tersine çevirmemek gerekiyor. Trendi araç olarak kullanın, amaç olarak değil.
