Bu yıl başında Keçiören’de bir daire boyasındaydım. Ev sahibi, oturma odasını “90lar hissi” verecek şekilde yenilemek istediğini söyledi. Terracotta duvarlar, bordo aksanlar, biraz da altın sarısı detay. Trenddeki bu talebi ilk kez duymuyordum açıkçası. Son iki yıldır bu istek giderek artıyor.
90lar ev dekorasyonu şu an ciddi bir geri dönüş yaşıyor. Ama insanların kafasında bu dönem bazen yanlış temsil ediliyor. “90lar” denince bazıları plastik masa örtüsü ve duvar halısı düşünüyor. Maalesef öyle olmuyor. Dönemin asıl kimliği, cesur renk seçimlerinde, sıcak toprak tonlarında ve o zamanın el yapımı dokularında saklı.
O renklerin ne anlama geldiğine bakın
90lar dekorasyonunun omurgası renktir. Duvarlara gerçekten renk verildiği son dönemdi o yıllar. Bugünün “greige”, “off-white”, “warm white” modasının aksine o dönem insanlar duvara koyu yeşil sürdü, hardal sarısı sürdü, bazı daireler adeta bir kahve evi sıcaklığı taşıdı. Bu bir cesaret meselesiydi, estetik kaygısından önce.
Şu kadarını söyleyebilirim: 90lar rengini duvarınıza uygulamak istiyorsanız, yarım kalan bir iş gibi durmasın diye ton seçimini ciddiye alın. Terracotta diyorsunuz ama terracottanın içinde onlarca alt ton var. Kırmızıya çekeni farklı, portakala çekeni farklı, kahveye çekeni bambaşka bir his verir. Yerinde görmeden net konuşmak zor; gerçek rengi görmek için mutlaka yerinde test sürüşü şart. Daha teknik bir bakış için Wikipedia boya sayfası sayfası yardımcı olabilir. Polisan Plastik Mat gibi markaların ilgili serileri bu işte yardımcı oluyor.
Desen duvar mı, düz duvar mı?
90larda desenin egemenliği tartışmasız. Duvar kağıdı, çiçekli ya da geometrik motifler, hatta bazı evlerde el yapımı stencil baskılar. Bu alışkanlık neden kayboldu? Çünkü 2000lerin minimalizm furyası hepsini temizledi, adeta bir “sıfırlama” oldu. Şimdi insanlar o döneme özlem duyunca en kolay yol, dekorasyon değişikliğini boya üzerinden kurmak oluyor.
Tek duvara desen, geri kalanına düz ton. Bu formülü sık kullanıyorum. Hem dönemin ruhunu taşıyor hem de oda boğulmadan nefes alıyor. Aksan duvar sadece Instagram trendi değil, aslında 90ların salon anlayışından doğrudan geliyor.
Mobilya ve boya birlikte düşünülmeli
90lar evinin bir başka belirgin özelliği, mobilya ile duvar renginin birbiriyle konuşuyor olmasıydı. Bugün çok yaygın bir hata var: insanlar önce mobilyayı alıyor, sonra “ne renk boya vuralım” diye soruyor. O dönemde ise her şey birlikte kurgulanıyordu (zorunluluktan mı, yoksa sezgiden mi bilinmez, ama sonuç tutarlıydı).

Ceviz tonunda ahşap bir komidin yanına soğuk gri sürülmesi mantıklı değil. Sıcak ahşap, sıcak duvar tonu ister. Koyu zeytin yeşili bir kanepenin arkasına sıcak krem ya da hardal sarısı bir ton gidebilir. Bu ilişkiyi kuramadan yapılan boyalar beni her zaman rahatsız eder.
Açık planlı salonlarda bu ilişki daha da kritik hale geliyor. Mutfakla salonu ayıran bir duvar yoksa renk geçişlerini çok daha dikkatli planlamak gerekiyor. Bu konuya daha önce ayrıca yazmıştım, açık plan mutfak salon boyası için o yazıya bakabilirsiniz.
Nostalji tuzağına dikkat
Sık karşılaştığım bir durum. Müşteri 90lar estetiğini istiyor ama farkında olmadan o dönemin “bitik” versiyonuna gidiyor. Soluk, yıpranmış, boyası dökülmüş bir hava “retro” değil, sadece bakımsız görünüyor. Fark önemli.
90lar dekorasyonunu bugüne taşımak için renk ve doku seçiminde dönemden ilham alınır ama uygulama kalitesi günümüz standartlarında olmalı. İyi astar, kaliteli boya, temiz kesimler. Eski hissi yeni işçilikle vermek, işin zorlu ama doğru kısmı budur.
Eğer bu yenilemeyi yaparken evin genel Ankara Komple Tadilat sırasını planlamak istiyorsanız, boyayı hangi aşamada yapacağınızı tadilat sırası rehberimizde anlattım; boyayı en son aşamaya bırakmak neden doğru, orada var. Detaylı keşif ve fiyat teklifi için duvar kağıdı uygulama bölümünden bilgi alabilirsiniz.
Ankara’da bu tarz bir yenileme yapmak isteyenler için söyleyeyim: ilk görüşmede mutlaka renk örnekleri getirin, beklentinizi kelimeyle değil gözle aktarın. “90lar havası” çok geniş bir kavram. Duvara sürülen tona karar vermeden işe başlanmaz.
