Şubat sonunda Etimesgut’ta bir dairede çalışıyorduk. Müşterim bana “eklektik bir şey istiyorum” dedi, sonra telefon galerisini uzattı. İçinde birbirinden kopuk otuz fotoğraf vardı: endüstriyel metal raf, Osmanlı motifli duvar kağıdı, Skandinav köşe koltuk, tropikal desenli yastıklar. Şunu net söyleyeyim: bunların hepsi güzel objelerdi. Ama hepsi aynı odaya girince birbirini yedi.
Eklektik dekorasyon tam olarak burada yanlış anlaşılıyor. İnsanlar “istediğimi karıştırabilirim” sanıyor. Doğru, ama bu “her şeyi karıştırabilirim” anlamına gelmiyor.
Eklektik olan “dağınık” değil
Eklektik tasarımın özü şu: farklı dönemlerden, kültürlerden veya stillerden gelen unsurları kasıtlı bir mantıkla bir araya getirmek. Kasıtlı kelimesi burada her şeyi taşıyor. Bir odaya baktığınızda “bu nasıl bir yer?” sorusunun cevabı yoksa, o oda eklektik değil, sadece dolu.
Peki bu mantık nasıl kurulur? Renk bazen bu işi görür. Duvar rengi, tekstil rengi ve küçük aksesuar rengi arasında tutarlı bir palet varsa, mobilya stilleri ne kadar farklı olursa olsun göz bir bütünlük algılar. Boya seçimi bu yüzden eklektik mekânlarda çok daha kritik bir işlev görüyor; duvar, farklı nesneleri aynı “zemin”e çeken unsur oluyor. Dekorasyon değişikliğinde duvar renginin bu birleştirici rolüne daha önce de değinmiştim.
Duvar rengi eklektik bir odada ne işe yarar?
Burada sahadan gözlemimi paylaşayım. Kesiniz ve net söylüyorum: çok fazla farklı öğe barındıran odalarda duvarı nötr tutmak çoğu zaman yanlış tavsiyedir. Nötr duvar zaten kalabalık bir odayı daha da “işlenmiş” gösterir, çünkü her obje kendi başına var olmak zorunda kalır, aralarında görsel bir bağ kurulmaz.
Aksine, güçlü bir duvar rengi o odadaki bütün farklı öğeleri “filtreler.” Koyu bir petrol yeşili veya derin toprak tonu, bambu bir sehpayı da vintage bir Avrupa koltuğunu da aynı ortama çeker. Renk, ortak dili kurar. Açık plan düzenlemeniz varsa bu etki çok daha belirgin oluyor; açık plan alanlarda boya ve renk seçiminin nasıl çalıştığını anlatan yazıda bu konuyu daha geniş ele almıştım.

Neyin işe yaramadığını da bilmek gerekir
Bana buradan net cevap veremeyeceğim bir şey var: hangi kombinasyonun “sizin” için çalışacağını. Çünkü eklektik tasarımda başarı, büyük ölçüde mekânın ışığına, tavan yüksekliğine ve zaten içinde olan mobilyaların rengine bağlıdır. Bunları görmeden “şu renk duvarla şu stildeki mobilyayı birleştir” demek spekülatif olur.
Şunu söyleyebilirim: küçük odalarda eklektik yaklaşım daha fazla disiplin ister. Alan darsa, farklı dönemlerden gelen mobilyaların sayısını üçte tutun. Biri ana parça, diğer ikisi destek unsuru. Dörde çıktığında oda genellikle boğulmaya başlar. Her ay birkaç defa rastlıyorum.
Desen konusunda da yaygın bir inanışa karşı çıkmak istiyorum: “eklektik odada desen bolluğu olur.” Sahada farklı çıkıyor. Desenler birbiriyle konuşmak zorunda. Geometrik ve çiçekli desen aynı odada durabilir, ama ölçeklerinin farklı olması gerekir; biri büyük, diğeri küçük. Aynı ölçekteki iki desen birbirini ezer.
Pratik olarak nereden başlanır?
Elinizde zaten bir mobilya ya da tekstil parçası varsa ve “bunu nasıl bir ortama koyacağım?” sorusundan yola çıkıyorsanız, o parçanın en belirgin rengini alıp duvar için daha derin bir tonunu seçin. Bu, odanın en hızlı bütünleşme yoludur ve boyacı olarak söylüyorum: müşterilerin en çok takıldığı karar bu renk kararı oluyor. Mesela Betek Silikonlu Saten bu kategoride sahada sık tercih ettiğimiz bir ürün.
Duvar boyası değişince oda kimliği değişiyor. Aynı mobilyalar, aynı tekstil, ama duvar farklı. Bunu inanmayana gösteririm. Bu konuda yerinde keşif için Ankara duvar kağıdı hizmetimizden faydalanabilirsiniz.
Bana göre, eklektik dekorasyonun büyüleyici yanı tam da bu. Tek bir stilin kurallarına bağlı kalmak zorunda değilsiniz, ama bu özgürlük sizi kuralsız bırakmıyor. Salon yenileme fikirlerine bakarsanız, farklı stillerin boya seçimiyle nasıl bir arada tutulduğunu göreceksiniz. Sonunda şunu fark edersiniz: iyi eklektik mekânlarda “her şey biraz var” değil, “her şeyin bir sebebi var” duygusu egemendir.
